Gelecek, hayat, teknoloji ve müzik üzerine notlarım ve düşüncelerim.

Koronavirüs ile ilgili ilk yazımı hemen alttaki ilk blog postumda karalamıştım. Nispeten daha romantik, daha kişisel ve kendi hayatımızda olan bitenle ilgili bir takım fikirlerimi paylaşmıştım.

Yeni Dünya’ya Hoş Geldik Mi? - Murat Esmer l Blog
Uzun zaman oldu ekran başında bizi izleyen bir avuç seyirci ile buluşmayalı, birşeyler yazma ihtiyacı duymayalı. Dünya, ben bu işi bıraktıktan sonra o kadar hızlı değişti ki ve o kadar çok konu birikti ki, iki dakika durup düşünüp bunun hakkında da oturup yazayım diyip diyip kenarda notlar olarak ka…

Bu haftasonu okuduğum fütürist Sapiens, Homodeus ve 21. Yüzyıl için 21 Ders kitabının yazarı futurist Yuval Noah Harari'nin Financial Times'a yazdığı "Koronavirüs sonrası Dünya" isim yazısını da okumanızı tavsiye ederim.

Yuval Noah Harari: the world after coronavirus | Free to read
This storm will pass. But the choices we make now could change our lives for years to come

Yazının Türkçe çevirisi T24'den, hemen aşağıdaki linkte.

Fütürist yazar Yuval Harari yazdı: Koronavirüs salgınından sonra dünya nasıl olacak?
Fütürist yazar Yuval Harari yazdı: Koronavirüs salgınından sonra dünya nasıl olacak?

Yazının ilk paragrafı ile ilgili Facebook'ta bulup not aldığım çeviri de şu şekilde;

“İnsanlık şu an küresel bir krizle karşı karşıya. Belki de neslimizin gördüğü en büyük kriz. Hükümetlerin ve insanların önümüzdeki haftalarda vereceği kararlar dünyanın önümüzdeki yıllarını şekillendirecek. Bu şekil, sadece sağlık sistemleriyle ilgili değil. Aynı zamanda ekonomi, politika ve kültürle de alakalı. Kararlı ve hızlı şekilde eyleme geçmeliyiz ve eylemlerimizin uzun vadeli sonuçlarını da göz önünde bulundurmalıyız. Alternatifler arasında tercihte bulunurken kendimize bu ani tehditle nasıl başa çıkabileceğimizi sorarken diğer yandan da fırtına sona erdiğinde nasıl bir dünyada yaşayacağımızı sormalıyız. Evet. Nihayetinde fırtına gelip geçecek. İnsanlık hayatta kalacak. Çoğumuz hala yaşıyor olacak ama artık bambaşka bir dünyada olacağız” diyen Hariri kısa vadeli  bir dizi acil önlemin  yaşamımızın birer sabiti hale geleceğini belirterek şunları söyledi: Acil durumların doğası budur. Tarihsel süreci hızlı olarak ileri sarar. Normalde alması yıllarda sürecek kararlar birkaç saatte alınır. Olgunlaşmamış, hatta tehlikeli teknolojiler hemen hizmete sokulur, çünkü hiçbir şey yapmadan oturmanın riski daha büyüktür. Ülkeler tamamıyla geniş çaplı bir sosyal deneyin kobay hayvanı haline gelirler. Herkes evden çalışır ve uzaktan iletişim kurarsa ne olur? Bütün okullar ve üniversiteler nasıl çevrimiçi olurlar? Normal zamanlarda hükümetler, işletmeler, eğitim kurumları bu deneyleri yapmaya cesaret edemezler. Ama normal zamanlarda değiliz."

Yazının sonrasında "Under-the-skin surveillance" yani deri altı gözetim denilen bir kavram var, inceden aslında Netflix'in Black Mirror dizisi ile bilinç altına işlenen gelecek ile beraber deri altı gözetim hadisesi.

Deri üstü, yani fiziksel gözetimimiz konusunda mobil cihazlar, akıllı saatler vb. bir çok teknoloji konusunda insanlık zaten penetre edildi. Bu cihazların sağladığı kişisel veriler ile insanlara ait bir çok veri zaten toplandı. Nerelere seyahat ediyoruz, nelerle besleniyoruz, hangi markaları takip ediyoruz, hangi markalardan sipariş veriyoruz, yılda kaç km yol yapıyoruz, kimlerle irtibat halindeyiz vb. birçok konuda Google, Facebook, Amazon vb. bir çok dijital platformla beraber Vkontakte, Yandex,  Weibo, Wechat gibi Rusya ve Çin yerelindeki platformlar yaşayan insanlara ait bir çok veriye hakim. Sadece büyük bir veri bulutu var, ve makine öğrenmesi ile bu verileri anlamlandırmak çok da zor değil. Facebook'ta ya da Google'da bir ürünü kaç paraya satmak istediğinizi bile hedef koyarak reklam satabiliyorsunuz. Aslında bu bile zaten ticari külfetlerin ne kadar ince bir noktaya geldiğinin göstergesi.

Asıl konu, Yuval Noah Harari'nin bahsettiği gibi, devletlerin bu kriz için ve krizden sonrası için nasıl bir karar alacağı.

Yine okuduğum yazıda bu konu için Yuval Noah Harari'nin kriz esnasında iki önemli seçim yapılmasının elzem olduğuna dem vurulmuş.

  1. Totaliter bir gözetim rejimi mi, yoksa güçlü bir vatandaşlık bilinci mi?
  2. Milliyetçi bir tutum mu, yoksa küresel bir dayanışma mı?

Şimdiye kadar edindiğimiz deneyim, bu uğurda devletlerin güçlü bir vatandaşlık bilincini seçmediğini ve koronavirüs vakalarının artmasıyla da anında kapanan kapıların haberini aldığımız için de milliyetçi bir tutum seçimi yapacağını öngörmek çok da zor değil.

Nitekim bugün başlanan uzaktan eğitimlerde, olayın ne kadar ciddiyetsiz ele alındığını da gözardı etmeyelim.

Bu krizler sonrasında, elbette psikolojik olarak da negatif etkileneceğimiz için, televizyondan izlettirilen, deri altı gözlem hadisesi konusunda, başka çare yok vb. dayatmalara da mağdur kalabiliriz diyor Harari. Bu da zaten mahremiyet, kişisel gizliliğin korunması vb. hususları tamamen kayıp edeceğimiz anlamına da geliyor.

Yuval Noah Harari'nin yazısından bu konudaki alıntı ise şu şekilde;

“Önümüzdeki günlerde her birimiz bilimsel veriye ve sağlık uzmanlarına mı yoksa komplo teorilerine ve kendini düşünen politikacılara mı güveneceğimizi seçeceğiz. Eğer doğru seçimi yapmazsak kendimizi en kıymetli özgürlüklerimizden “bu, bizim sağlığımız için yegane yol” diyerek vazgeçerken bulabiliriz”

Çin'de Wuhan'da Boş Sokaklarda Bir Bisikletli
Fotoğrafın kaynağı: https://www.usnews.com/news/best-countries/photos/2020/02/11/coronavirus-in-chinas-wuhan-epicenter-of-epidemic

Peki biz ne yapabiliriz?

  • Bu süreçte özellikle akıl sağlığını ayakta tutmak için yapılacak en faydalı ve yararlı şey, manipulasyona fazla maruz kalmamak için şüphe etmeye devam etmek. Bu kadar küresel ve benzer iletişim dili yürütülen bir kriz için elbette her zaman şüphe etmeye devam etmek, doğru bilgiyi yılmadan aramak ve sorgulamak.
  • Önceki yazıda belirttiğim gibi, din adamları, dualar, politikacılara değil bilimsel verilere ve sağlık konusunda uzmanlaşmış kişilere güvenmek.
  • Sosyal medyada beğenilme iştahı bitmemiş kişilerin paylaştığı manipulatif bilgilerden uzak durmak. Özellikle bu mecraları "kötüler" korku havasını canlı tutmak için çok iyi kullanıyor. Adeta top ile tüfek ile besliyor.
  • Bardağın dolu tarafından bakabilmek lazım. Panik, endişe ile gelecek kaygısı yerine, kendinizi dinleyeceğiniz, gelecek planlarınızı yeniden çizebileceğiniz, hatalarınızdan dersler çıkartabileceğiniz bir dönemdesiniz. Bir şekilde evlere hapsolduk, bu boşluğu iyi değerlendirmek gerekiyor.
  • Krizin büyümesi ile birlikte yukarıda bahsettiğim korku ikliminin yerleşmesi ile birlikte, sadece kendi geleceğimiz için değil, hayatın devamı için sorumlu olmalı, sorumluluk almalı, kişisel kaygılar ile hareket etmemeliyiz.

Özetle, iyimser olmak yetmez, naif kalır. Kendimizin ve çevremizdeki insanların bilinç düzeyini artırmalı, gerçek bilginin sürekli peşine gitmeliyiz. Son 20 yılda, elimizde bize ait çok az şey kaldı zaten, bunları da kaybetmemek umuduyla.